MUHABBETCİYİZ  

Gotik Roman ve Horace Walpole

Anime Resimler icinde Gotik Roman ve Horace Walpole konusu , GOTİK ROMAN VE HORACE WALPOLE ., . . G otik roman, çağıyla bağlantısı açısından ilginç olmakla birlikte, aslında hiç de önemli sayılmayacak bir roman türüdür. Ortaçağ mimarisine, dolayısıyla Ortaçağ ile ...


Go Back   MUHABBETCİYİZ > RESİMLER > Resim Galerisi > Anime Resimler

Anime Resimler Anime Resimler

MUHABBETCİYİZ forumlarında Anime Resimler bölümü

Konu ile alakalı etiketler:horacein konuus, gotik roman, otranto prensi, gotik yazma, ensest ile ilgili roman resim, gotik romanlar, doğaüstü romanlar, mina urgan gotic roman, otranto kalesinin adlı kitabın konusu, horace walpole nın romanları, gotik anime, ensest resimler, gotic roman sanat eserleri, gotik romanın tarihçesi, walpole ne zaman öldü
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-19-2009, 04:39   #1
ÜYE
 
DoLuNaY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 5.999
Teşekkürleri: 111
105 mesajına 108 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
DoLuNaY is on a distinguished road
okuyan Gotik Roman ve Horace Walpole

GOTİK ROMAN VE HORACE WALPOLE .,


. .
Gotik roman, çağıyla bağlantısı açısından ilginç olmakla birlikte, aslında hiç de önemli sayılmayacak bir roman türüdür. Ortaçağ mimarisine, dolayısıyla Ortaçağ ile ilgili birçok şeye gothic sıfatı yakıştırıldığı için; bu romanların çoğu da, eski şatolarda, manastırlarda, yıkıntılarla dolu bir Ortaçağ dekorunda geçtiği için; XVIII. Yüzyılda ve XIX. Yüzyılın başlangıcında rağbet gören bu roman türüne Gothic adı verildi. Zamanla bu Gothic sözcüğü, XVIII. Yüzyılın ilk yarısına egemen olan klasisizmin tam karşıtı anlamına gelir oldu. Aklın ürünü bilinen klasik bir yapıt, kurallara uygundu, dengeliydi, ölçülüydü. Düşgücünün bir ürünü olarak bilinen gotik yapıt ise, kurallara uymazdı, özgürdü, coşkuluydu.

Gerçeklerden tümüyle uzaklaştıkları, yazıldıkları çağın toplumsal yaşantısıyla kişilerini hiç ele almadıkları ve tümüyle hayal ürünü oldukları için, aslında roman değil de romance denilmesi gereken bu gotik öykülerle XVIII. Yüzyılın ikinci yarısında gelişmeye başlayan Pre-Romantik akım arasında sıkı bir bağlantı vardı. Gotik romanların, Pre-Romantik eğilimlerin roman alanına bir yansımasından başka bir şey olmadığı, onların eski zamanlarda, özellikle Ortaçağda geçmelerinden, doğaüstü öğelere önemli bir yer vermelerinden, çoğunlukla doğanın ıssız ve yabansı yanlarını betimlemelerinden ve ahlak kurallarına, hatta yasalarına başkaldıran kişileri ön plana sürmelerinden anlaşılır.


Gotik romanın başlıca amacı, gereğinde hayaletlerin görülmesi ya da kehanetlerin duyurulması gibi doğaüstü durumlardan yararlanıp; korkulu, gizemli ve gerilimli bir ortam yaratarak okuyucularda yoğun heyecanlar uyandırmak, onları dehşete düşürmekti. Gelgelelim Coleridge, Keats, Byron gibi büyük Romantik şairlerin ya da Edgar Allan Poe gibi bir düzyazı ustasının elinde son derece etkili olan bu öğeler, Gotik romancılar gibi ikinci sınıf yazarların elinde genellikle etkisiz ve anlamsız oldu.

Bu edebiyat türünün ilk ve en ünlü örneğini veren Horace Walpole (1717-1797) kendi romanı için “fit for its time” (zamanına uygun) demiştir. Bu Gotik romanlar, Pre-Romantik dönemin havasına gerçekten tamamiyle uygun bir modaydı ve her modanın meraklıları olduğu gibi, bunların da meraklıları vardı. Hatta bu meraklılar öyle geniş bir okuyucu kitlesi oluşturuyordu ki, ileride göreceğimiz gibi, Jane Austen Northanger Abbey’de (Northanger Manastırı) bunları alaya almak zorunluluğunu duydu. Gerçi bu moda, pek uzun sürmedi. Ama ne yazık ki her çağda edebiyat beğenileri az gelişmiş okuyucular bulunduğu için, Gotik romanlar zamanla kılık değişimine uğrayıp günümüzde çok satan kitaplar arasına giren “thirller”lere, yani heyecan ve korku verici gerilim romanlarına dönüştü.
.

Walpole'un, Otranto Kalesi'ne de ilham olan, Strawberry Hill'deki şatosu
.
Bu türün ilk örneği olan The Castle of Otranto’yu (Otranto Şatosu) yazan Orford Kontu Horace Walpole, Whig Partisi lideri ve başbakan Sir Robert Walpole’un oğluydu. Sanat tarihi ve eski eserler alanında bilgisiyle ünlü olan Horace Walpole, Ortaçağa ayrıca meraklı olduğundan, Strawberry Hill’de, “little Gothic castle” (küçük Gotik şato) dediği görkemli bir ev yaptırmıştı kendine. Bir kültür merkezi haline getirdiği bu evde, kıymetli antika eşyalarını, resim ve gravür koleksiyonlarını koruyor; aynı yerde kurduğu basımevinde, hem kendi yazdıklarını, hem de beğendi yazarların yapıtlarını bastırıyordu. The Castle of Otranto’dan başka sanat tarihi üzerine çeşitli incelemeler, bir ensest öyküsünü işleyen The Mysterious Mother (Gizemli Ana) adlı çok kötü bir tragedya ve her zaman hazla okunan çok güzel ve ilginç mektuplar yazmıştı.
.
1764 yılında kendi özel basımevinde hazırladığı The Castle of Otranto, İtalyanca eski bir yazmadan çevrilmişti sözde ve kesin olarak bilinmeyen bir tarihte, ya XII. Yüzyılda ya da XIII. Yüzyılda geçen olayları anlatıyordu. Walpole’un mektuplarından birinde söylediğine göre, bu roman bir düşten kaynaklanmıştı: Walpole düşünde, kendini bir Ortaçağ şatosunda görmüştü. Aklın alamayacağı kadar büyük, zırhlı bir elin, o şatodaki bir merdivenin en üst tırabzanını tutması, düşünden anımsadığı tek şeydi. O kocaman zırhlı elden esinlenerek, Walpole hemen o gece bu çılgın Gotik romanı yazmaya başlamıştı.




Romanın baş kişisi Prens Manfred, Otranto’nun asıl hükümdarı Alfonso’yu zehirleyip öldüren ve ülkeye el koyan adamın torunudur. Bir kehanete göre, kendi soyundan prensler yetiştiği sürece, Manfred’in sülalesi haksızlık ederek gasp ettiği bu ülkede hüküm sürebilir. Ne var ki, Otranto’nun gerçek sahibinin hayaleti, korkunç büyüklükte bir dev biçimini alıp, geceleri şatoda dolanıp durmaktadır. Eğer Manfred’in bir vârisi kalmazsa, bu dev hortlak, şatoya sığamayacak hale gelecek kadar büyüyecektir.

Manfred’in tek vârisi, Conrad adlı sağlıksız oğludur. (Byron’un çok daha sonraları yazdığı şiirlerde, Manfred adını da, Conrad adını da kullanması ilginçtir.) Manfred, bir torunu olur umuduyla, bu oğlanı güzel Isabella ile evlendireceği günün arifesinde, gizemli bir biçimde yükseklerden düşen kara tüylerle süslü koskocaman bir miğfer, çelimsiz damadın üstüne düşüp onu öldürür. Oğlunun ölümüne hiç üzülmeyen, ama vârissiz kalacağı telaşına kapılan Manfred, karısını boşamaya ve güzel Isabella ile kendi evlenmeye karar verir. Isabella, Theodore adlı köylü bir delikanlının yardımıyla kaçar. Öfkelenen Manfred bu delikanlıyı hapse atar. Ama kızı Matilda, Theodore’a aşık olup onu hapiste kurtarır. Derken Manfred, bir rastlantı sonucu, kendi kızını öldürür. Sonunda kehanet gerçekleşir, Otranto’nun gerçek sahibi Alfonso’nun hortlağı şatoyu yıkıp yerle bir edecek kadar büyür. Alfonso’nun vârisi olduğu anlaşılan Theodore, Isabella ile evlenir. Yaptıklarına pişman olan Manfred de, günahlarını itiraf edip bir manastıra çekilir.

Şatolara sığmayacak kadar büyüyen dev hortlaklar ve gökyüzünden düşen koskocaman büyülü miğferler dışında, daha başka acayiplikler de olur. Bu olayların bazıları, gerçeküstü bir niteliktedir neredeyse. Örneğin Alfonso’nun portresi canlanıp çerçevesinden çıkar; “with a grave and melancholy air” (ağırbaşlı ve hazin bir halde) şatoda yürümeye başlar. Ya da mermer bir heykelin burnundan üç damla kan akar. Doğaya böylesine aykırı durular uyduran Walpole’un, kitabının ikinci baskısına yazdığı önsözde “that great master of nature, Shakespeare, was the model I copied” (benim kopya ettiğim örnek, doğanın o büyük ustası Shakespeare’dir) demesi, bu çılgın kitabın garipliklerinden biridir.

Walpole, eski öykülerin doğaüstü öğeleriyle çağdaş romanların gerçeklere doğal yaklaşımını birleştirmek istediğini söylemişti. Bu amacı ne kadar gerçekleştirdiği okurunun takdiridir.



Not: Bu yazı, Mina Urgan'ın İngiliz Edebiyatı Tarihi isimli eserinin III. cildinden alınmıştır.
__________________


Hüzün, bazı ruhların tek giyimlik elbisesidir.
Çıkardığında, çıplak kalırsın.
Ve senin çıplaklığın, insanların göz çukurlarına sığmaz.

DoLuNaY isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

« Anime Kızlar | Ask »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rafet El Roman - Son Mektup DoLuNaY Aşk & Sevgi Flashları 0 03-16-2009 22:03


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:55.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO
Copyright ©2006 - 2009 SAFAKUYGUR

SİTEMAP Sanalda1numara Modpark